İŞÇİNİN ÇALIŞIRKEN VE İŞTEN ÇIKTIKTAN SONRA İŞLEDİĞİ GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA EYLEMLERİ, SUÇUN HANGİ HALİNİ OLUŞTURUR?
Güveni kötüye kullanma suçu, bir malın muhafaza edilmesi veya belirli bir biçimde kullanılması amacıyla zilyetliği kendisine devredilen kişinin, bu mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunması ya da teslim olgusunu inkâr etmesiyle oluşur. Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde suçun temel ve nitelikli hâlleri ayrı ayrı düzenlenmiştir. Suçun; hizmet, meslek veya sanat, ticaret ilişkisi ya da başkasının mallarını yönetme yetkisi nedeniyle teslim edilen mal hakkında işlenmesi, TCK’nin 155/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hâli oluşturur.
Peki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ne zaman oluşur? Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında yalnızca herhangi bir güven ilişkisinin bulunması yeterli değildir. Malın veya paranın faile, yürüttüğü hizmet ilişkisinin sağladığı yetki ve görev nedeniyle teslim edilmiş olması gerekir.
Örneğin;
* Şirket adına müşterilerden tahsilat yapmakla görevli çalışanın tahsil ettiği parayı şirket hesabına aktarmaması,
* İşletmeye ait malları korumak veya satmak üzere teslim alan personelin bu malları kendi yararına kullanması,
* Muhasebe veya kasa sorumlusunun görevi gereği elinde bulunan parayı kişisel ihtiyaçları için harcaması,
somut olayın özelliklerine göre hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Buradaki belirleyici unsur, failin mal üzerindeki zilyetliği veya tasarruf imkânını hizmet ilişkisi sayesinde elde etmiş olmasıdır.
İş ilişkisi sona erdikten sonra gerçekleşen eylemler
Hizmet ilişkisi sona erdikten sonra gerçekleşen her eylemin otomatik olarak TCK 155/2 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Suçun hukuki niteliği belirlenirken;
* Malın veya paranın ne zaman teslim edildiği,
* Failin tahsil veya tasarruf yetkisinin eylem tarihinde devam edip etmediği,
* Eylemin sona ermiş hizmet ilişkisinden mi, yoksa sonradan oluşan kişisel güven ilişkisinden mi kaynaklandığı,
* Hizmet ilişkisi sona erse bile failin devam eden bir devir veya hesap verme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı
birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay kararına konu olayda, eczane sahibi işyerini devrettikten sonra eski kalfanın eczaneye borçlu kişilerden tahsilat yaptığı ve bu paraları eski işverene vermediği ileri sürülmüştür. Daire, ödemelerin taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra yapılmış olması nedeniyle eylemin TCK 155/2’deki nitelikli hâli değil, TCK 155/1’deki temel güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığını kabul etmiştir.
Ancak önemle belirtmek gerekir ki; hizmet ilişkisinin sona ermesi her zaman basit hâl anlamına gelmez. Zira hizmet ilişkisinin şeklen sona ermiş olması, her durumda nitelikli hâlin uygulanmasına engel değildir. Failin hizmet ilişkisinden doğan teslim, devir veya hesap verme sorumluluğu devam ediyorsa eylem yine TCK 155/2 kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle doğru soru yalnızca “İş ilişkisi sona ermiş miydi?” değildir. Asıl incelenmesi gereken husus şudur: Eylemin gerçekleştiği sırada failin malı elinde bulundurma veya devretme yükümlülüğü hâlâ hizmet ilişkisinden mi kaynaklanıyordu?
Eylem tarihinin belirlenmesi neden önemlidir?
Güveni kötüye kullanma suçu bakımından malın teslim edildiği tarih ile teslim amacına aykırı tasarrufta bulunulan tarih her zaman aynı olmayabilir. Örneğin şirket çalışanına görev sırasında teslim edilen çeklerin, iş ilişkisi sona erdikten sonra iade edilmemesi veya kullanılması hâlinde;
* Çeklerin hangi görev kapsamında teslim edildiği,
* İade yükümlülüğünün ne zaman doğduğu,
* Çekler üzerinde tasarrufun hangi tarihte gerçekleştiği,
* İşten ayrıldıktan sonra failin devam eden sorumluluğunun bulunup bulunmadığıaraştırılmalıdır.
Basit ve nitelikli hâl arasındaki usul farkı nedir?
TCK 155/1’deki temel güveni kötüye kullanma suçu şikâyete bağlıdır. Bu nedenle mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren kanuni şikâyet süresini kaçırmaması gerekir.
TCK 155/2’deki nitelikli hâl ise şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur. Bununla birlikte CMK’nin 253. maddesinde TCK’nin 155. maddesi bir bütün olarak uzlaştırma kapsamında sayıldığından, suçun temel veya nitelikli hâli yönünden uzlaştırma hükümleri uygulanır.
Yorumlar