MİRASBIRAKANIN KENDİSİNE BAKAN ÇOCUĞA TÜM MİRASINI BIRAKMASI-MURİS MUVAZAASI
- belamirkorelihukuk
- 17 Haz
- 1 dakikada okunur
Miras hukukumuzda en çok uyuşmazlık yaratan konulardan biri, muris muvazaası olarak bilinen saklı pay ihlali amacıyla yapılan devirlerdir. Uygulamada sıklıkla görülen bu uyuşmazlık türünde mirasbırakan (muris), mirasçılardan mal kaçırmak niyetiyle taşınmazını üçüncü kişilere veya kimi zaman mirasçılarından birine devretmekte, görünürdeki işlem satış veya bağış gibi gösterilmekte, ancak aslında mirasçıların miras haklarını bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.
Muris Muvazaasının Unsurları
Yargıtay içtihatlarında muris muvazaasının kabul edilebilmesi için üç temel unsur aranmaktadır:
Murisin asıl iradesi ile görünürdeki işlem arasında fark bulunması,
Murisin asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olması,
Görünürdeki işlemin üçüncü kişiler bakımından da aldatıcı nitelikte olması.
Bu unsurlar birlikte gerçekleşmediği takdirde, yapılan devir işleminin muris muvazaası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Murisin Kendisine Bakan Çocuğa Taşınmazını Devretmesi
Yargıtay, uzun süredir istikrar kazanmış içtihatlarında; muris ile birlikte yaşayan, ona bakan, ihtiyaçlarını karşılayan ve ömrünün sonuna kadar destek olan çocuğa taşınmaz devrinin muris muvazaası sayılamayacağı yönünde kararlar vermektedir. Çünkü bu durumda murisin amacı, diğer mirasçıları mirastan yoksun bırakmak değil; kendisine emek ve bakım yükümlülüğü üstlenen evladını ödüllendirmektir.
Başka bir ifadeyle, mirasbırakanın gerçek ve makul bir sebebe dayanarak yaptığı devirler, mal kaçırma kastı taşımadığı için muris muvazaası teşkil etmez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında şu husus öne çıkmaktadır:
Murisin, kendisine bakan ve ihtiyaçlarını karşılayan çocuğuna yaptığı taşınmaz devri, hayatın olağan akışına uygundur.
Böyle bir durumda murisin gerçek iradesi, mirasçılardan mal kaçırmak değil, fedakârlık gösteren evladını ödüllendirmektir.
Dolayısıyla, bu tür devirler muris muvazaası olarak nitelendirilemez.


Yorumlar